Biraz tanım yapayım o halde; aslında başkaları çok önce yapmış, ben sadece tekrarlıyor olacağım.
ID: Identity’nin (kimlik) kısaltmasıdır ve insanın en ilkel parçasıdır. Fiziksel bütünlüğünü ve sağlığını yani kendini koruma içgüdüsü olarak ortaya çıkar; görünür. Acıdan kaçma, barınma, açlığı ortadan kaldırma -yemek, içmek-, cinsel haz gibi birçok alt başlığı vardır ve hepsi insan varlığıyla, bedeniyle ilgilidir.
Seks ve cinsellik konusu işte tam olarak bu kaynaktan, id’den beslenmektedir. Basit anlamıyla seks yapmak, kiminle olursa olsun yapmak bile diyebilirim bu id’in gözünden bakarsam konuya.
ID, belirli bir ihtiyacı karşılamak için, şiddete kadar varabilecek eylemlerinde insanoğlunun yanındadır. Tecavüzlerde id’in çok baskın olduğunu düşünüyorum. Bir çeşit hayvanlık olarak gördüğüm için belki de.
İşte tam burada, yardımımıza ego koşuyor. Latin dilinde, “ben” demek oluyor. Benlik, bu ben kavramından destek alarak yola çıkıyor. Yani benliğin, kişiliğin oluşmasında işin içine mantık, akıl ve gerçekçilik ya da olabilirlik isimleri taşıyan çeşitli soslar katan önemli bir yapıtaşı; kaynak.
ID’in isteklerini karşılayan ego, bunları bir süzgeçten geçirerek insanın her istediğinin peşinden koşmasını, bu amaç peşinde oluşabilecek saldırgan tavırları engeller; insanı insan yapar. Buna karşın, insanın yaşadığı ortamın ve ülkenin kültüründen beslendiği için, kimileri için ayıp olan davranışlar kimileri için değildir.
Süper ego ise, ID ile egonun karışımıdır. Karşında gördüğün, konuştuğun, sevdiğin, haz etmediğin ya da aşkla meşkle aklını alan insan bir süper ego selidir. Id ister, ego tartar, süper ego ortaya çıkan sonuca bakar ve ona göre davranır.
Çeşitli deneylerde, bir grup denekten oturdukları yerde, üzerlerinde kıyafetleri de varken tuvaleti gelenin, geldiği anda oracıkta, otururken bu ihtiyaçlarını gidermeleri isteniyor. Yani üstlerini pisletmelerini. Çok sıkışmış olsalar dahi, deneklerden hiçbiri kendilerine bir tuvalet gösterilene kadar ihtiyaçlarını gideremiyorlar. Yani oturdukları yerde, sal gitsin, yapamıyorlar. Sıkıştığında, id sıkıştım der, ego ortamın müsaitliğini tartar, süper ego sıkışır, sıkıştırır ve seni tutar. Yapamazsın! Bebekken öyle mi? Id, sıkıştım diyor, egonun umrunda değil, süper ego altını pisletiyor. Ve aslında yalnızken hiçbirimiz burnumuzu karıştırmıyor, popomuzu kaşımıyoruz. Ben senin “pırt” bile yapmadığına eminim.
Bunu ilişkiler ölçeğinde incelersek ise, ortaya alengirli durumlar, dengesizlikler çıkabiliyor. Bunu iletişimin önündeki bir engel olarak da görebiliriz. Zira, erkek super egosu ile kadınınki konuşurken anlam kaymaları olabiliyor. Fakat, hemen bahsetmek istediğim ise, kadınların seks hayatlarında egonun daha baskın olması ya da erkeğin düşünce akışında seks güdüsünün egoyu biraz ezmesi gibi bir durum söz konusu.
Genellemelerden hoşlanmıyor olsam da, çok uzatmamak için biraz biraz genelleyerek anlatmaya çalışacağım. Seks öncesinde, idler koşuyor, egolar çarpışıyor, süper egolar öpüşüyor ya da her ne yapıyorsa yapıyor fakat kadının egolarına çok çok hitap etmek gerektiği ortada. Onu hazırlamak için, “ne anlayışlı erkek, ne romantik” olabilmek lazım. Kadın, tekrarlıyorum sadece konuyu uzatmamak için genelliyorum, önce sevmek sonra sevişmek isterken, erkek önce sevişmek sonra sevmek istiyor, istemeyebilirde. Bu konu derin.
Teknolojiden ve gelecekteki ilişkilerimizden bahsediyorum, düşünüyorum ve bunu seviyorum. Gelecekte, birbirimize ihtiyacımızın olmayacağından bahsederken, daha doğrusu seks için bir insana ihtiyaç duyulmayabileceğinden bahsederken, kadının aklından yine duygulara hitap etmek geçiyor. Halbuki bahsi geçen egolardan sıyrılmış, basit anlamıyla seks. Dolayısıyla, kadının atan kalbini seviyor ve onu hızlandırmak için aklımdan cinlikler geçiyor, bunu istiyor olsam da, gün gelecek, seni görmeme gerek kalmadan işimi görebileceğim.
Sana ihtiyacım olmadığından, seni istemediğimden, sensiz ve yalnızken herşeyin daha güzel olduğundan bahsetmiyorum. Sadece değişen dünyada yerimiz neresi olacak, bunu merak ediyorum ve üzerine düşünürken aklımdan çeşit çeşit görüntüler geçiyor.
Allı, morlu.

