Etiket Arşivi: sevgi

Bakire olmadığı gerekçesiyle baba evine gönderilen bir kız daha intihar etti. Kız. İntihar etti, ettirildi, etmesine göz yumuldu, sonra bakire olduğu ortaya çıktı. Namus temizlendi, temiz namusuyla gitti öbür dünyaya, o artık yaşamıyor ve sadece bir istatistik olarak var hayatımızda. Hayatımızda da değil aslında, duyduk, bildik, unuttuk.

Soğanı dörde bölüp, yaprak yaprak soyar da yerim bazen. O zarını da kenara atar üzerine düşünmem. Al o zarı sen oradan, yapıştır bir kadının namus bölgesine, al sana tertemiz cillop gibi namus. İster evlendir, ister sat, başlık parası filan al, ne istersen yap.

Onu alan erkek de, göğsünü gere gere, hızla soluyarak delsin o zarı ki erkekliğine halel gelmesin. Laf edilmesin, gücü dünyada konuşulsun, namusu gökteki kutup yıldızı gibi parıldasın da, karalar çalınmasın. Aman diyeyim.

Tamam, ilk defa yaşadığın bir tecrübe olduğu için, hayatın boyunca unutmayacağın için, kıymetli birisiyle yaşamak isteyebilirsin. Seni sevdiğine inandığın, güvendiğin birisi ile güzel ve sıcak bir ortamda yaşamak isteyebilirsin. Hatta, bekar evlerinde, tozlu komidinin yanında yapmak ya da buzdolabında büzüşmüş zeytinler görmek istemeyebilirsin.

Hayatını yönlendirecek derecede önemli mi? Senin o an, aldıkların, kafanın içinden geçen düşünce seli, keyif, birlikte olmanın o tarif edilemez güzelliği mi önemli senin için? Yoksa o günden sonra yaşayacağın zamanı kendine zindan etmek için kendi ellerinle tasarladığın pranga mı bu bekaret?

Ben sana sahip oluyorum, öyle mi? Hayatının sonuna kadar, o anı düşündükçe beni hatırlayacağın için, sen bana sahip olmuş olmayasın?

Bu bekaret konusuna baştan aşağı, içerden dışarı, sağdan sola kızıyorum. Kardeşim, madem bu kadar önemli, madem bu kadar sorun, madem bu kadar problemli, kendi başına hallet gitsin. Kimseyle paylaşma!

Bakire kalmak için elinle önünü kapatıp, arkanı kollamayı unutma. Her haltı yiyip, ben bakireyim, diye dolaşma ortalıkta. Ya sonuna kadar git ve pişman olma ya da kendi başına bitir konuyu. Sıfırla.

Biliyorum, uzaktan gazel okumak kolay. Ben öyle bir sorunla ya da sorumlulukla doğmadım. Fakat ben neden cinayet işleyemiyorum bakire değilsin diye ya da neden sana orospu muamelesi yapamıyorum? Ben senin özgür olmanı istiyorum. Kamburundan kurtarmak istiyorum. Bu yüzden söylediklerimi yapmana gerek yok, biraz düşünmeni istiyorum yalnızca.

Kendimi kocama saklıyorum, diyenlerin tümüne sesleniyorum, duyarlarsa: kocan senin oranı düşünerek sana değer veriyorsa, o adamı sen koca olarak, eş olarak kabul edebiliyorsan, her türlü muameleye de layıksın!

Üzgünüm, böylesine sert konuştuğum için. Çünkü bu bekaret konusunu erkekler değil, kadınlar çözecek. O yüzden, düşünmelisin.

Drawing, originally uploaded by gowers.



Anlatacaklarımı, hislerimi iyice anlamanı istiyorum. Beni anlamanı. Gerçekten. O yüzden önce şunu okursan sevinirim: O beni hiç sevmiyor

Çok başka bir yerde karşılaştım onunla.

Aramızda ne çatılarda, ne bazen işlek bir yolun ortasında, akşama kadar kravatlı beylerin ve etekli-ceketli kadınların ciddi ciddi çalıştığı yüksek binaların giriş kapısı önündeki mart kedilerinin kimseye aldırmadan yaşadıkları seks yaşandı, bitti, ne de kendileri de sebebini bilmeden ama birlikte, geceler boyu avaz avaz bağıran martılar gibi tartıştık.

İlk olarak ona yem olarak attığım, kinayeli, çift anlamlı, çok anlamlı sözcüklere ve tuzaklara şehrin kalabalığında tura çıkmış bir motosiklet sürücüsünün diğer araçların arasından kıvrılarak ve nanik yaparak geçişi gibi, sıyrılıp verdiği cevaplarla dikkatimi çekti. Şaşırdığımı da eklemeliyim, çünkü basit anlamıyla cevap vermenin ötesinde, üzerine kendinden de koyarak, espri de katıyordu işin içine. Bir ara, kısa bir an için, daha önce tanıştığımızı, birinin bana şaka yaptığını ya da beni ona anlatan bir aracı, bir süflör var da, beni öyle buldu ve planladığı oyununa hiç çaktırmadan ve saf edalarla devam ediyor sandım.

Daha fazla »

Monday, originally uploaded by Jyn Meyer | Photographer.


Bana birşeyler oluyor ve kimselere anlatamıyorum. Anlatıyorum da, ya dinlemiyorlar ya da anlamıyorlar. Nasıl anlasınlar ki? İnsanın içinden geçenler, düşündükleri ve hissettiklerini yorumlayabilmek için, anlayabilmek için o kişinin yaşadıklarının bir kopyasını yaşamak gerekmez mi? Her anı kaydedebilecek bir karakutu olsa ne güzel olurdu; oturup izlerdim, dinlerdim. Ne şekilde kaydedecekse artık işte düşüncelerimi ya da bünyede gezinen bu düşüncelerin pompaladığı hormonları.

İstersen burada, tam ben bu cümleyi bitirmek üzereyken kalkıp gidebilirsin; pek iç açıcı konuşabileceğimi sanmıyorum.

Daha fazla »