Yarın, bugünden güzel olacak. Gün gelecek ve hayatını yoluna koymuş, istediklerine sahip olmuş, aşkın kollarında gerine gerine keyif yaparken düşlüyorsun kendini. Yanılıyorsun.
Bir gün, ışıltılı bir perinin dokunuşuyla hayatının değişeceğini, şimdi çektiğin tüm sıkıntıların, aşk acısının, yalnızlığın, aldatılmışlığın, tüm bunların acısını hatırlayacağını, gülüp geçeceğini düşünüyorsun. Seni anlamayanlar, sana hak ettiğin değeri veremeyenler, çok değer verdiğin ve emek harcadığın ama aslında seni hak etmeyenler işte o zaman farkına varacaklar gerçeğin ve senin kıymetinin. Sanıyorsun.
İçinde bulunduğun durumun şartlarını değiştirecek, seni değiştirecek, hayatı ve hayatını değiştirecek bir zamanın bir yerlerde var olduğunu, senin için de bir gün güneşle birlikte tüm dünyaya ışıldayacağını, senin zamanının geleceğini düşünüyor, o günü özlüyor ve o gün için yaşıyorsun. Sabretmenin, beklemenin, umuda yaslanıp bugünün bir an önce bitmesini istemen bu yüzden.
Dünyanın sana haksızlık ettiğini, şanssız olduğunu ama tüm bunları değiştirebilecek güce sahip olduğunu biliyor, düşünüyor ve o yüzden de sabırsızca o günü bekliyorsun. Bekliyorsun. Bekliyorsun.
Hayat! Yaşadığın, yaşanan, yaşanıyor olan hayat. Etrafında akan, çağıldayan, halka halka açılan hayat. Şimdi pencerenden baktığında, televizyonu açtığında, bir çocuk dondurmasını yere düşürdüğünde ve annesi ona gülümserken gördüklerinden, karşıya geçmek isterken bir arabanın sana çarpmak üzere oluşu ve o andaki heyecanından, yumuk yumuk bulutlar gökte akıp giderken, burnuna gelen sokağın kokusu, gürültüsü, etrafta yürüyen, koşuşan, oturan ve öpüşenlerden ibaret. Hayat, şimdi gördüklerin, hissettiklerin, tattıkların ve duyduklarından ibaret. Hayat şimdi yaşadıkların.
Beklemene gerek yok o yüzden. Bekleyerek tümünü mahfetmene, kaçırmana, ıskalamana… Beklediğin sürece sadece beklediğini biliyorum. Beklediğin zaman o cicili bicili, kıpkırmızı otobüs bir gün senin için gelecek o beklediğin durağa. Sanıyorsun. Yanılıyorsun. Sen o otobüsü beklerken önünden geçen fırsatları göremiyorsun. O çok beklediğin otobüs, seni nereye götürecekse, nereye götürmesini istiyorsan şimdiden yola çıkabileceğini, varmak istediğin yere doğru şimdiden adım atabileceğini düşünemiyorsun. düşünmek istemiyorsun, tembelsin.
Bekleyeceksin ve bir gün sanıyorsun ki o kendi başına yaşadığın ve kimsenin bilmediği ızdırap dolu hayatın, sadece şu çektiğin acılar yüzünden sana karşılığını verecek. O çok beklediğin otobüs geldiğinde de, binebileceğini sanmıyorum senin. Ya biletin yoktur, hazır değilsindir ya da korkarsın.
Hayatın daha güzel olmayacak.
Beklediğin günler asla gelmeyecek.
Sen, o oturduğun, beklediğin yerde kalacaksın ve önünden geçip gidenleri göreceksin sadece. Oturduğun yerden gördüğün kadar dünya. Dünya senin için çıkışı olmayan bir sokaktan ibaret.