Etiket Arşivi: paylaşmak

Strawberry, originally uploaded by dulcelife.


Adım Miranda Eguoleara, 30 yaşındayım, siyahım, kadınım. Hiç birini ben seçmedim, bunlar doğduğumda benimle berabermişdi. Kusura bakmayın dilinizi pek iyi kullanamıyorum. Ülkemde iç savaş çıkmadan çok önceleri; ben daha regl nedir bilmezken, babam beni uyuşturucu baronlarından birine sattı çok küçük bir meblaya kumar borcunu kapatmak için. Sonrasında tifodan öldüğü haberini aldığımda ikinci düşüğümü yapalı on gün olmuştu. Annemi hiç tanımadım. Hergün dayak yemiyordum, keyfim yerinde sayılırdı kocam dediğim adamın sekizinci kadını olsam da. Bana iyi davranıyordu hatta beni sevdiğine bile inanmıştım. Kanlı bir çatışmada hayatını kaybettiğinde, ülkemde darbe yapılıyordu. Kaçtım oradan açlıkla boğuştum, çaldım, ağladım hayatta kaldım. Sonra onu tanıdım; Miguel, subaydı Miguel, beni evine aldı, aşık oldu bana ben de ondan hoşlandım. Bir gün kaçma planını söyledi Avrupaya, orada insanca yaşamaya kabul ettim.

Dün akşam saat 03:11 de onu öldürdüler, döverek gözlerimin önünde. Geminin kaptanı olayı öğrenince beni buraya bağlamanın iyi bir fikir olacağında birleştiler. Miguel’in cesedini denize atmışlar, Adabel’ in söylediğine göre. Adabel erkek kılığında bir kadın ama erkek ne farkeder o iyi biri, yaralarımı temizledi, hastalandım bana baktı. Günlerden ne olduğunun önemi yokmuş açık denizde onun dediğine göre, ama benim merakım Miguel’ in öldüğü günü hesaplayabilmek içindi. İnsan merak eder, değil mi? Öğrendim de tayfalardan birini kandırarak, onu Pazar gecesi öldürmüşler, 24 Nisan 2004 de gözlerimin önünde.

Gemiye yapılan baskınla kurtulduk, çoğu havasızlıktan ölmüştü mültecilerin. Beni ayrı bir yerde tuttuklarından hayattaydım sevinmeli miydim buna? Dört yıldır göçmenim, ülkenizde kaçağım, kadınım, siyahım ve hikayemi az çok biliyorsunuz artık. Benim size anlatmak istediğim bu değil ama kimden neyi dinlediğinizi bilmek sizin hakkınız diye düşünüyorum.

Hayat hikayemi dilinizde size anlatmak için yazdıklarımı götürdüğüm bir adam vardı. Herkes bir şeyler anlatmak ister değil mi? Ben de bunları size anlatırken onunla tanıştım. Daha genç biri, yirmili yaşlarının ortasında ama öyle sıcak karşıladı ki beni. Bütün fazlalıklarımı onun yanında attığımı hissetiğim bir gülüşü vardı. Öyle içten sıktı ki elimi, bütün eksikliklerim doldu, yaralarım kapandı bir an sanki. Rahattı, ben de rahat oldum. Kıtalar boyu gezdikten sonra ilk defa güvende hissettim kendimi. Küçük bir kitapçı gibiydi çalıştığı yer. İnsanın yabancı bir memlekette dilini bilen biriyle karşılaşması neye benzetilebilir ki, ben çilek yemeğe benzetirim, çileği çok severim. Bir iş bulmuştum burada siyah, otuz yaşında yabancı bir kadın için bir iş.Yok yok korkmayın hemen, bu dünyada iyi insanlar da var şimdi onlardan bahsediyoruz, kötüler çok gerilerde kaldı değil mi? Kendimi yabancı hissetmiyordum hiç kimseye ve hiç bir nesneye, herşey bir bütün gibi geliyordu. Bunca acıdan sonra böylesine güzel duyguların beni bulacağı aklıma gelse, inanmamamı kabul edersiniz siz de. Ama buldu ve ben kimseye kızmıyordum artık.

Onunla her geçen gün ve gece için tanrıya şükrediyordum. İnsanlar tanrıya şükretmek ister değil mi? Bir yaz gecesi buradan kaçmak istediğini ve beni de götürmek isteğini anlattı. İnsanca yaşamaya, medeniyete. Peşinde karanlık adamlar varmış, onun düşüncelerini sevmeyen ondan nefret eden, pek anlamadım sadece kabul ettim. Başka çarem olmadığından değil onunla olmak istediğimden. Aklınıza Miguel geldi biliyorum ama bu sefer başkaydı, ben de aşıktım. Bütün planları yaptık, zaten uzun zamandır bir şeyler planladığı belliydi Ahmet’in. İnsan hisseder bilirsiniz. Benim deniz korkumu bildiğinden kaçış planımız daha basitti. Sahte pasaportlarımız hazırdı, uçak havalandı. Mutluydum hiç olmadığım kadar. İnsan mutlu olmak istemez mi?

Dün Ahmet öldürüldü, kimlik sorgusunda panik yapıp kaçmış anlatılanlara bakılırsa. Ama ne önemi var ki, yok artık o, gerçek bu.Ölmek istedim, yapamadım. İnsan her istediğini yapamaz ki ben paylaşmak istedim…

Saçmalamak ister misin???
Ben olsam denerdim…
Sırf merakımdan denerdim…
Saçmalamış olmak için denerdim…

1. Gün içinde en çok önünden/yanından/kıyısından geçtiğin otobüs durağına git.
2. Sağa dön. Otobüs durağına sırtını dönüp sağa dön.
3. Benimkinin köşesinde bakkal var –bi bak bakalım sağ köşede bakkal var mı? Bırak bakkalı köşesinde – ilk köşeden dön.
4. Önündeki yoldan düz yürü… Sokak çıkmaz olabilir. SEN ÇIK O ZAMAN OYUNDAN…
Biz devam ediyoruz. Düz…Düz devam ediyoruz…
5. 73 metre kadar yürü… Kavanozcu var mı senin orda da… Bi kavanoz al… Bu saçmalığın hatırası olsun…
6. Sola dön simdi de… Sokak bitince tabi… Sokak bitsin – sola dön…
7. Köşede seyyar manav olmasını umuyorum… Eve giderken erik almak istiyorum…
Şanslıyım – benimkinde var…
Sen???
Şansına küs ya da şansınla barış…
Şu anda erik seçiyorum-seni önemsemiyorum.
8. Erikleri kavanoza koyamam. Sığmaz. Küçük kavanoz ve büyük erik aldım… Sen???
9. Az kaldı… Soldan devam et. Kaldırımda kal. Kaldırımdan ayrılma. 22 adım kadar sonra karşıya geç.
Kendini tehlikeye atmadan bir araba kornasına hedef ol.
Heyecan yaratmış olursun – kalbin hızlanır kısa bir süre… Sonra dinlenir…
10. Ben gelmek üzereyim…
11. Sağda 7. apartmana giricem şimdi…

Burası benim evim. Hoş geldin sen de… Hep gel olur mu…
Artık biliyorsun zaten – durağı bul gerisi kolay…

Monday, originally uploaded by Jyn Meyer | Photographer.


Bana birşeyler oluyor ve kimselere anlatamıyorum. Anlatıyorum da, ya dinlemiyorlar ya da anlamıyorlar. Nasıl anlasınlar ki? İnsanın içinden geçenler, düşündükleri ve hissettiklerini yorumlayabilmek için, anlayabilmek için o kişinin yaşadıklarının bir kopyasını yaşamak gerekmez mi? Her anı kaydedebilecek bir karakutu olsa ne güzel olurdu; oturup izlerdim, dinlerdim. Ne şekilde kaydedecekse artık işte düşüncelerimi ya da bünyede gezinen bu düşüncelerin pompaladığı hormonları.

İstersen burada, tam ben bu cümleyi bitirmek üzereyken kalkıp gidebilirsin; pek iç açıcı konuşabileceğimi sanmıyorum.

Daha fazla »