Etiket Arşivi: fikir

fade, originally uploaded by the.one.

 

İçkini, meyva suyunu ya da ne içiyorsan artık, yudumlarken tadını ayrımsıyor musun? Tadını alarak, özümseyerek, içindekileri ve onların yarattığı karışımın her birinin tek tek toplamından farklı olduğunu farkedebiliyor musun? Farklı olmasaydı, orkestralarda tek keman yeterli olurdu sanırım.İçtiğini ve içinde bulunduğun zaman dilimini tadıyor musun? O an orada olmaktan memnun musun, memnun olduğunun, sadece o anın sana yetebileceğinin farkında mısın? Bunları sana ben veriyorum, hepsini. Tek tek.

Seninle birlikte oturuyorum ve sana, buraya her geldiğinde ücretsiz içki ya da ne istiyorsa canın vereceğim. Sadece isteklerini düşün ve onların tadını çıkar diye. Gel, iç, eğlen ve git. Basit, kolay, bedelsiz. Belki sadece varlığın benim için yeterli. Senin ödediğin bedel de, gülümseyen yüzün olsun. O kadarını yapabilirsin sanırım.

Sürekli bir müşterim -ya da ziyaretçim diyelim- olabilmen için, keyif almanı, tekrar tekrar gelmek istemeni sağlamalı ve ortamda, hizmette, yaklaşımda değişiklikler gösterebilmeli, sunabilmeliyim sana. Sıkılmanı ve monotonluğu önlemek adına.

Ziyaretçi olmandan öte, bu mekanı sana versem, senin olsa tadını çıkartamayacağını, bu haliyle seviyor olsan dahi ufaktan başlayarak çeşitli değişikliklere gitmek isteyeceğini biliyorum. Ne içtiğini, ne tadını, ne renkleri düşünebiliyor olacaksın. Aklını sadece gelecek, gelecek müşteriler, kazancın ve onunla neler yapabileceğin dolduracak.

Belki de sadece bu sebepten, bana sahip olsan dahi bunu asla hissetmemelisin. Her gün, akşam ya da an birlikte olduğumuz, yeni bir ziyaret, sonu olan bir görüşme şeklinde olmalı. Küçük tariflerle, minik porsiyonlarla, büyük bir ziyafet yaratabilir misin? Bir ömür doyabilir misin?

İnsan tecrübeleriyle yaşar. Bilerek ya  da bilmeyerek ama tecrübe ettiklerinin gölgesinde karar verir. Davranışları, düşünce sistemini, karakteri daha önce yaşadıklarına bağlı olarak değişir veya şekil alır, belirginleşir. Bir anlamda, çevredir bizi şekillendiren.

Etrafımızı saran her ne ise, çevre de odur. Kimi zaman aile ortamı ve birkaç arkadaş, bazen de sert iklimli bir coğrafya. Orada yetişen bitkiler ve buna bağlı belirlenmiş, ünlenmiş yemek çeşitleri belki. Yaşadıklarımız, yaşayacaklarımızı biz istesek de istemesek de etkiler.

Fikirdir yani önemli olan. Fikir sahibi olabilmek için gün görmüş olmak, çok okuyan mı çok gezen mi yoksa ikisini birden mi ne olmak gerek. Deyişlerimizin bizi tercih zorunda bırakmasına kimi zaman karşıyım, hem oku, hem gez derim ben o açıdan. Konumuza dönersek, fikir sahibi insanlar başarılı olur hayatta. Bir de öngörülerinde keskinlik sağlayabilenler. Genel kabul budur.

Öngörü, gelecek tahmini nasıl yapılır? Yine tecrübeye, daha önce görmüş olmakla alakalı girdileri, gelecekteki bir zaman dilimine uyguladığında olası sonuçları tahmin etmeye çalışarak. Ne kadar gerçeğe yakın bir tahminde bulunabilirsen, o kadar başarılısın işte o noktada. Girdilerin çokluğu ve isabetli olması çok önemli yani. Tecrübeler yine.

Her ne kadar konunun hakimi olsan da, sonucu kestiremiyor olabilirsin. İşte buna da, standart sapma diyenler var. Yani senin kontrol edemeyeceğin değişkenler yüzünden sonuçları tam anlamıyla kestiremiyorsun denebilir. Standart sapma ne kadar küçükse, sen o kadar keskin tahminlerde bulunabilir ve aldığın riski ufaltabilirsin.

Konumuz kadın olunca ne oluyor peki? Tecrübelerinden yola çık çıkabiliyorsan. Biraz çetrefilli yerlere geldik, ağır ağır atalım adımlarımızı. Tecrübeliyim ya da değilim gibi başka kadınlara ucu değerecek yorumlardan kaçın. Bunları dile getirme sakın, zira döner dolaşır aleyhine bir noktaya varır. Bahsetmiyorsun ve tecrübelisin diyelim, bu güzel. Ama senin söylediklerine vereceği tepkileri düşünürsek, standart sapma çok büyük. O kadar büyük ki, konu onun yanında ufak kalıyor. Standart sapmanın gölgesinde kalıyor. Utanmasam, kadın standart sapmadır, standardı sapmadır bile diyebilirim. O derece.

Öyle bir malzeme ki bu kadın, içine girdiği her konunun öznesi olmayı çok seviyor. Dolayısıyla, tahminlerde bulunarak karar veren beynimiz, tahminleri için daha önce yaşanmış zaman dilimlerine ait kayıtlardan uygun olanı seçip karar yönünde olasılıkları belirliyor fakat genellikle yanılıyor. Şuna benziyor: Yanan bir sobaya dokunmam gerekiyor, daha önce dokunmuştum, elim yandı, dokunmamalıyım. Bu zincir sonunda vardığın karar, içinde kadın varsa, genellikle yanlış bir karardır. Beynin, beyinciğin ya da istatistiklerin hatası değil bu. Aslında hata da yok.

Kadının tepkileri, bir lastik top üzerine düşen bilyalar gibi. Ne tarafa, ne sebeple düşeceğini kestirmek mümkün değil. Onu memnun edebilmen için, bilmelisin. Ne düşüneceğini, o bilyanın nereye sekeceğini tahmin etmeli ve avcunun içine almalısın böylece. Alamadıysan, düşürdüysen, yandın demektir dostum!

, originally uploaded by ●• Camila.

Oldukça etkileyici; tepkileri daha öncekilerden daha hızlı. Sanırım bu defa sonuca ulaşacak, başarıya. Diğerleri gibi ne yaptığını ve neden yaptığını unutup, arkadaşlarına bakıp, onlara benzer bir hayat yaşamak için kendini salmayacak. Bu defa gerçekten hızlı. Bakışlarından seziyorum bunu, aklı virajlarda savrulmayacak kadar oturaklı ve güçlü. Buna rağmen öncekilerinden farklı sonuçlara varamıyor. Öğrendikleri ve güdülendiklerinin dışına çıkamıyor. Üzerine gittiğimde ise ağlamaya başlıyor. Ne düşünüyor olabilir?

Aklından neler geçiyor ki, bu fikirler vucudunun çeşitli noktalarından hormonlar pompalıyor, duygusal ve kırılgan bir hal almasını sağlıyor. Nasıl ya da neden yapıyor bunu? Labirentten çıkabileceğini, üçüncü dereceden bilinmeyenli denklemleri çözebileceğini, pusulasız yönünü bulabileceğini biliyorum. Bütün bunları kendi başına yapabilirken, neden benimleyken çok çaresiz, çok kırılgan, naif? 

Kendimi kandırıyor olabilir miyim? Hayır, hayır, neden kendimi kandırayım ki. O halde beni kandırıyor olabilir mi? Onu kendi hayatını devam ettirebilecek, sorunları çözebilecek güçte görmemi sağlıyor olabilir mi? Gözümü boyuyor belki de. Aslında yaşadığını anlattığı tüm o zorluklar, kafasının içinde büyüttüğü, sıradan ve herkesin, hergün binlerce defa yaşadığı ve hatta hayatın basit temel taşları. Belki de, sıradan bir hayat yaşıyor ve bana bunu çok farklı aksettiriyor. Belki de o büyük bir reklamcı. Bunu daha sonra düşüneceğim.

Neden ağlıyor? Ne düşünüyor ve nasıl ağlıyor? Evet, ne düşünüyor? Çaresiz olduğunu, sorunlarını çözemediğini, bana anlatmaya çekindiğini, anlattığını ama benim anlamadığımı mı düşünüyor? Hazırlıksız; plansız, programsız yakalandığı için mi, güvenemediği; bana ya da kendine güvenemediği için mi? Ağladığında ona daha ince, kibar, belki de daha anlayışlı davranacağım, ona kredi açacağım, daha fazla çaba sarfedeceğimi, ona hak vereceğimi düşündüğü için mi?

Ben bir sorunla, sıkıntıyla karşılaştığımda çözmeye çalışırken, irdelerken, o neden tümünü bir anda bırakıp ağlamaya başlıyor, başlayabiliyor? Ne düşünerek ya da nasıl düşünmeden yapabiliyor bunu?

Elindeki menüye bakarken, karar verip vermediğini sorduğumda ve cevabının da  hamburger ile limonata olacağını düşünürken, neden ağlamaya başladı acaba?

Diva Trash II, originally uploaded by Clockwork/Gatonegro [PinkTomate Remix].

Sana öyle bir dünya kuracağım ki, öyle bir dünya tasarlıyorum ki senin için, içinde ne istersen var. Ne istersen! İsteyebileceklerinin sınırlı olduğunu bilmeme rağmen, ben, sınırları olmayan, tüm düşleri gerçekleştirebileceğim bir gerçeklik düşünüyorum.

İnanmıyorsun bana, değil mi? İnanmıyorsun, çünkü söylediklerimi değil, dünyanın gerçeklerini düşünüyorsun. Yapamayacağımı, senin için mutluluğu yoktan var edemeyeceğimi düşünüyorsun. Ah işte, düşünüyorsun ya, asıl mesele orada.

Düşünüyorsun evet ama hangi akılla? Kendi çevrende gördüğün, modern dünyanın sana verdikleriyle, verdiğini düşündüğün keyif, imkan ve renkleriyle. Böyle yaşayabiliyorsun ama sıcaktan kayaların çatladığı bir dağa çıplak elle tırmanan bir dağcı neler hisseder bilmiyorsun. Dalgıçlık yapmayı tercih eden ve bunu tüpsüz, ciğerlerine çekebildiği ya da aslında mümkün olduğunca çekmeden yapan bir dalgıçın daha önce rastlamadığı türden bir balığın resifler arasındaki salınan kuyruğunu gördüğünde neler hissettiğini bilmediğin gibi.

Hayallerin yok. Yani benim için yok. Yan dairede ya da şehrin bir başka ucundaki sokakta, eşinle kuracağın mutlu yuva benim için hayal değil. Bunu hayal etmene gerek yok, günü gelince olur bunlar. Hayatın içerisinde, zaten sen düşünmesen de senin için daha önce kurgulanmış bir oyunun adımlarından bahsetme bana. Ha, yuva kurmamak için direnirsin, bak o noktada biraz alışılmışın dışına çıktığın için çeşitli hayallerin olduğunu düşünebilirim. Dünyayı gezmek için, ressam olmak için ve buna benzer çeşitli çabalara girmek için direniyorsan, bir hayal var denebilir.

Küçük dünyandan seni kurtarmak istiyorum, düşüncelerim var ve bunlar için emek harcayabilecek gücüm. Hazırım senin için ve senin için kuracağım dünyanın okyanuslarını boyamaya, ağaçlarını sulamaya.

Sana bunları anlatmayı deneyeceğim. Sanırım seviştikten sonra, ne düşündüğümü sorduğun sırada. Sadece o sırada dinlediğin için!