Etiket Arşivi: dinlemek

It’s a Ganguro Girl on her phone XD!!!, originally uploaded by natsu5117.

Gecenin bir vakti telefonum çalıyor, bir GSM firması yeni kampanyasını duyurmak için aramış beni. Sağolsun, düşünüp aramış, beni adam yerine koymuş ama kampanyası ile ilgilenmediğim için kapatıyorum. Başka bir gecenin başka bir vakti, çıt diye bir ses, heyecanlanıyorum acaba kimden mesaj geldi, diye beni nereden bulduklarını bilmediğim -aslında biliyorum- beni kandırarak bir sisteme üye yaptıkları, sonra da paramı almak için uğraştıkları bir sistemin otomatik, katatonik mesajı.

Bana istedikleri saatte ve yerde ulaşabiliyorlar. Uygun musun, değil misin diye, sormadan, nefes almadan ve bir paragrafı duraklamadan okudukları oluyor daha çok para kazanmak için. Bu profesyonel okuyuculara, çalışma şartlarının ağır olması sebebiyle, satış işinin zorluklarını bildiğim için nazik davranmaya çalışıyorum. Kibarca reddetmek istiyorum, kalplerini kırmadan. Yine de bir süre sonra yine aramaya başlıyorlar.

Ben onlarla konuşmak istediğimde, bir sıkıntım, danışmak istediğim bir konu olduğunda ise, binlerce tuşa sabırla basmam ve dakikalarca beklemem gerekiyor. E, hani siz beni adam yerine koyup arıyordunuz, neden şimdi bu kadar değersizim ben? Çünkü iletişimimiz çift taraflı değil. Onlar istediklerini söylüyorlar ve dinleme sırası geldiğinde ortada yoklar. Ortadalar ama sesim ulaşmıyor onlara. Tıpkı bir kadın gibi!

Konuşuyoruz, sohbet ediyoruz ya, bunu çok seviyorum. Eğer gerçekten konuşabiliyorsak, ne konuştuğumuz önemli değil, konu belki yenilenen kaldırımlar yüzünden evlerin, pahalı ayakkabılarının çamur içinde kalması da olabilir. Sorun değil, konuşalım yeter. Fakat, farkediyorum ki, konuşuyoruz dediğim zamanlarda, sen anlatıyorsun ben dinliyorum. Anlatıyorsun ve bana söz hakkı tanımıyorsun, belki hiç anlamadığım bir konu bile olabilir bu ama ben de iki kelam etmek istiyorum. Sadece dinlediğimde canım sıkılıyor.

Sen bana arada, en azından ilgimi uyanık tutmak için soru sorsan ne güzel olur, mesela. Bu konu hakkında ne düşünüyorsun, desen ve dinlemesen bile yeterli olabilir. Belki. Ben o konu hakkında daha aktif bir düşünce seline kapılabilirim ve sıkılmaktan vazgeçip seni daha can alıcı bir dikkatle dinleyebilirim. Can alıcı, demek, ne fena bir tanımlamaymış bu arada. Dinleyebilirim, diyordum. Belki açık uçlu sorular sormak istemeyebilirsin, zira bahsettiğin konuya ilişkin bilgim olmayabilir ve beni utandırmak istemeyebilirsin. Söylediklerime katılıyor musun, desen mesela, evet deyip, çok sıkıntıya girmeden konuşmaya ortak olabilirim. Böyle böyle olması ne kadar güzel, değil mi, desen mesela, ben de senin coşkuna katılıp bir lezzet alabilirim seninle konuşmaktan ya da en azından daha dikkatli dinleyebilirim, seninle kalabilirim aklımın girdaplarında savrulmaktan öte.

Büyük firmaların soğuk robotları kadar bile olamıyorsun;
Söylediklerime katılıyorsan 1′e bas,
Katılmıyorsan 2′ye,
Sıkıldıysan 3′e,
Beni seviyorsan ve sadece bu yüzden sonuna kadar katlanacaksan 4′e bas.

Aslında bu son şık, belli adımları atman için gerekli şifre sorgulamalarına da benziyor bu telefon konuşmalarındaki ama konuşurken değil yaşarken, olayların içinde kullanıyorsun bunu. Hani telefon bankacılı hizmetini kullanırken, yapacağın bir havaleden önce şifreni tuşlaman gerek ya, ilişkimizde bir adım sonraya geçebilmem için doğru kombinasyonu bulup, tuşlamalıyım. Seni seviyorum, dediğimde artık biliyorum ki, gerekli tuşları bu sefer doğru sırasıyla buldum ve artık memelerini okşayabilirim. Sana çiçek gönderdim, o halde akşam beline sarılabilirim.

Kadın, banka ya da gsm firmasının verdiği bir hizmet olsaydı, telefon cevaplama robotu olurdu.

Kızıyorsun ya bana şimdi, kaçı tuşlamam gerektiğini bilemiyorum. Kızdığında dinlemiyorsun çünkü!

Diva Trash II, originally uploaded by Clockwork/Gatonegro [PinkTomate Remix].

Sana öyle bir dünya kuracağım ki, öyle bir dünya tasarlıyorum ki senin için, içinde ne istersen var. Ne istersen! İsteyebileceklerinin sınırlı olduğunu bilmeme rağmen, ben, sınırları olmayan, tüm düşleri gerçekleştirebileceğim bir gerçeklik düşünüyorum.

İnanmıyorsun bana, değil mi? İnanmıyorsun, çünkü söylediklerimi değil, dünyanın gerçeklerini düşünüyorsun. Yapamayacağımı, senin için mutluluğu yoktan var edemeyeceğimi düşünüyorsun. Ah işte, düşünüyorsun ya, asıl mesele orada.

Düşünüyorsun evet ama hangi akılla? Kendi çevrende gördüğün, modern dünyanın sana verdikleriyle, verdiğini düşündüğün keyif, imkan ve renkleriyle. Böyle yaşayabiliyorsun ama sıcaktan kayaların çatladığı bir dağa çıplak elle tırmanan bir dağcı neler hisseder bilmiyorsun. Dalgıçlık yapmayı tercih eden ve bunu tüpsüz, ciğerlerine çekebildiği ya da aslında mümkün olduğunca çekmeden yapan bir dalgıçın daha önce rastlamadığı türden bir balığın resifler arasındaki salınan kuyruğunu gördüğünde neler hissettiğini bilmediğin gibi.

Hayallerin yok. Yani benim için yok. Yan dairede ya da şehrin bir başka ucundaki sokakta, eşinle kuracağın mutlu yuva benim için hayal değil. Bunu hayal etmene gerek yok, günü gelince olur bunlar. Hayatın içerisinde, zaten sen düşünmesen de senin için daha önce kurgulanmış bir oyunun adımlarından bahsetme bana. Ha, yuva kurmamak için direnirsin, bak o noktada biraz alışılmışın dışına çıktığın için çeşitli hayallerin olduğunu düşünebilirim. Dünyayı gezmek için, ressam olmak için ve buna benzer çeşitli çabalara girmek için direniyorsan, bir hayal var denebilir.

Küçük dünyandan seni kurtarmak istiyorum, düşüncelerim var ve bunlar için emek harcayabilecek gücüm. Hazırım senin için ve senin için kuracağım dünyanın okyanuslarını boyamaya, ağaçlarını sulamaya.

Sana bunları anlatmayı deneyeceğim. Sanırım seviştikten sonra, ne düşündüğümü sorduğun sırada. Sadece o sırada dinlediğin için!

Hatalarım olabilir. Hatalarımı kabul etmek de istemem aslında, kimse istemez. Buna karşın üzerinde düşünüyor ve sana hak vermeye çalışıyorum. Kendimi hatalı olduğuma ikna etmeye, seni kurtarmaya çalışıyorum.

Ya sen hatalısın, ya ben. Belki ikimiz birden. Ben seni kurtarmaya çalışırken, aksamayı en aza indirgemek, azaltmak ve önlemek için çaba gösterirken, sen ne yapıyorsun?

Hatanın bende olduğunu ispatlamaya çalışıyorsun. Sadece bu sebep bile, çaba göstermediğin için hatalısın. İşte en büyük ve son hatan bu. Daha fazlası olmayacak, en azından benimle birlikte.