Sokaktaki kalabalık benim bilmediğim birşeyler biliyor gibi. Hepsi bir olmuş da, ben bir kalmışım sanki. Bir onlarla kalmışım, bir tek başıma sanki. Arada bir gitmişim, sonra anlayıp dönmüşüm. Ne gittiğimde ne de kaldığımda bulmuşum. Ne aradığımı unutmuşum. Unuttuğumu aramışım, uyumuşum.
Aklımın yarısı uyanmaya, kalanı uyumaya çalışıyor. Sıradan bir gün daha sanki. Sanki. Ama sanmıyorum ki, düne benzesin. Gömleğimle uyuduğumu farkettiğimde anlamıştım bir şeylerin sıradan olmadığını. Sonra, daha gözümü açmadan aklıma düştün. Tutup elinden kaldırdım, gülümsedim sana. Geçmişi karalayan gözlerle baktın bana. Geçmişi beni ona sürterek karalar gibi. Kapkaraymışım da, bunu bana anlatmak ister gibi.
Aklımın orta yerine gelip oturuyorsun, eteğini bacaklarının arasına sıkıştırıp. Bir sigara yaktığını düşünüyorum ama içmediğini bildiğim için bunun benim uydurmam olduğu apaçık belli oluyor. Aramızda geçenlerin tümü benim uydurduğum, senin inanmadığın ve bu yüzden beni suçladığın olaylar silsilesi. Tat aldığım yalnızlığımız ürkütüyor artık beni.
Yürüyorum, giderek hızlanarak ve sen de peşimden. Bir yandan seni oracıkta bırakmak, bir daha görmemek istiyorum. Bir de aniden durmak, sana dönmek ve sarılmak. Anlamsız bir yarışın iki koşucusuyuz biz. Öndeki kayıp takımın lideri, kazandıkça kaybediyor. Ardındaki, yolun nereye gittiğini bilmeden bir mücadele içinde. Vazgeçersem yazık, devam edersem ayıp.
Deli gömleğim ütü tutmuyor, pahalar biçiyorum sana. Dar geliyor.