Çocuk olmak çok zor. Bir yandan kendi gerçeklerin var, gerçekleştimek istediklerin; bir de dünyanın gerçekleri, olabilirlikleri. Yıllarca seni okullara kapatıp, nerede yaşadığını ve nasıl yaşaman gerektiğini anlatıyorlar, bir düşünsene. Senden önce neler oldu, neden oldu; otur dinle. Sen hayallerinin hayal olduğunun bile farkında değilken, bu büyük sistem için yetiştiriyorlar seni.
Hastalanmak da biraz öyle. Ufak bir kaza yüzünden hareketlerim kısıtlı bu aralar. Çocuk olmak gibi. Yardıma muhtaç olmak, belli gerçekliklerle sınırlanmak gibi bazı zorunluluklarım, olmazsa olmazlarım var. Hayallerimin aksine, ötesine, berisine. Gerçekle hayal arasında bir gölgeli dünyam daha var: ayaklarım üzerinde durabilmek için plan ve istek. Düşündüğüm için, kafamın içinde olduğu için hayal; çabaladığım için gerçek. Gölgeli, zira bir gözüm güneşte, bir gözüm karanlıkta. Ama vazgeçmiyorum. Kutunun dışında çıkmaya çalışıyorum.
Peki, şikayetçi olan neden sensin? Sıkılganlığından, güçsüzlüğünden, bıkkınlığından nasıl bu kadar cesurca bahsedebiliyorsun? Hayatında değiştirmek için çaba sarfetttiğin hiçbir konu yokken, nasıl bu kadar şikayetçi olabiliyorsun? Denemeden, yola çıkmadan bu ne büyük yenilgi?
Kutunun içinde otur ve mızmızlan. Dünya bazen ne kadar kolay!
