one less tv, originally uploaded by Kevin Steele.

Arabada oturuyor.

Yola çıktığım sıradaki kadar iyi hissetmiyorum kendimi. Ona karşı hissettiğim duygularda bir değişiklik olmamasına rağmen, düşüncelerim bir hayli değişti şuraya varana kadar. Aslında düşüncelerim de, hislerimin bir kısmından kaynaklanan sonuçlar yüzünden değişti. Anlatması, ne durumda olduğumu anlatması bir hayli zor ama umarım benden başka kimse yaşamaz ve beni kimse anlamaz.

Ona doğru baktığımda, onun da bana baktığını görüp bir an heyecanlanıyorum, aynı anda birbirimizi düşündüğümüz, birbirimizi sevdiğimiz için. Onu ne kadar çok sevdiğimi ve sadece onu sevdiğim için bile çok mutlu olabileceğimizi düşünüyorum. Ama düşünmek benim için artık girdaplarla bezenmiş bir açık deniz kadar korkutucu. Elimi kaldırıp ona doğru sallarken, acele etmemi istediğini anlatmaya çalışıyor, elleriyle, kollarıyla. Ne kadar sevimli birşeysin sen!

Onu sevmeye başladığımı farkettiğim andan beri çok zaman geçti. Yıllar değil henüz, öyle olmasını da isterdim aslında, keşke yıllar sonra yine birbirimizi seviyor olsak. O kadar seviyorum ki onu, ona öyle çok değer veriyor ve yüceltiyorum ki, kendimi onun yanında değersiz hissediyorum. Sevgimden dolayı eriyorum, küçülüyorum o büyüdükçe, güzelleştikçe, güçlendikçe. Belki de bu yüzden, beni ilk zamanlardaki kadar çekici bulmadığı da oluyordur. Belki de, eskisi gibi ona sıradan bir şekilde davranamadığım ve bu sıradanlığın üzerine küçük, minik jestler ekleyemediğim için hareketlerim ya da sevgim anormal ve tuhaf görünüyor. Bu açmazı henüz çözebilmiş değilim.

Para üstünü bozdurmaya giden kızı daha fazla bekleyip beklememe konusunda bile kararsızım. O yanımdayken, yakınlarımdayken en normal olaylar bile büyüyor gözümde. Doğru olanı yapmak için düşünürken, onun beğeneceği şekilde davranmaya çalışırken, kendim olmaktan uzaklaşıyor olabilir miyim? İlk anda ne yapmam gerektiğini eskisi gibi bilebilsem, belki de her seferinde hata yapmaktan, aciz görünmekten kurtulabileceğim ama yapamıyorum. Her seferinde geç kalıyorum, kararsız kalıyorum, aciz kalıyorum. Şimdi şu gelecek para üstü, çok büyük bir rakam değil. Bırakıp onun yanına gitsem bir an önce, neden para üstünü almadığımı, savurgan olduğumu ya da beklesem, çok pinti olduğumu düşünebilir.

Aslında tüm bunlardan, bu benzinlikte kurtulabilirim. Ona soracağım bir soruya bakar herşey. Beni aldattığını biliyorum, hissediyorum, arada sırada daldığı o tuhaf sessizliklerinden, bakışlarından ve telefonla konuşmak için her seferinden yanımdan uzaklaşmasından biliyorum bunu. Ve bilmek, en büyük günahmış gibi benliğimi sarsıyor, beynimi donduruyor, kalbimi sıkıştırıyor, ellerimi terletiyor.

Hissediyorum ama soramıyorum. Sormamam da lazım, diyorum bazen. Çünkü beni aldattığını düşünüyor olmam, onu küçülteceğinden bunu düşünebildiğim için benden ayrılmak isteyebilir. Kızdığı için aldattığını detaylarıyla anlatabilir, kafasından uydurabilir ve canımı acıtarak sessizce bekleyebilir sonra, benim ondan ayrılmak istediğimi duymak için bekleyebilir. Sevgim, gururumdan büyük mü? Evet! Onu çok seviyorum ve beni aldattığını öğrendikten sonra bir de ondan ayrılmak çifte kavrulmuş lokum gibi ağzımda yapışkan bir tat bırakabilir, dişlerimin, benliğimin içine sıkışıp kalabilir, onu ne kadar oradan çıkarmak istesem de.

Beni aldatmadığını öğrenmeyi o kadar çok istiyorum ki, bunu bana söylemesini. Sormadan söylemesi için ise bir sebep yok. Aslında beni aldatması için bir sebep de yok. Bunların tümü aklımın bana oyunları. Onu kaybetmekten korktuğum için, onu bu kadar çok sevebildiğim için ve aşkıma karşılık veren bu güzel kızın gerçek olamayacağına inandığım için, gerçeklerin gerçek olamayacaklarını fısıldıyor bana aklım. Tıpkı tıslayan bir yılanın dili gibi, aklımın içinde titreşen kara bir yalan var. Kendimi inandırdığım, kendi başıma uydurduğum koca bir yalan. Koca bir yılan. Beni aldatmaz o!

Kasiyer kızın gerçekliğinden bile şüphe etmeye başlayacağım biraz daha düşünmeye devam edersem. Az önce buradaydı işte ve onu bekliyorum. Evet, biraz sonra gelecek. Aslında boş olan bir odaya girmedim ben. Belki de vereceği satış fişini onun beni aldatmadığının gerçek bir işareti gibi saklamalı ve bu lanet düşünce aklıma geldikçe çıkarıp bakmalı ve rahatlamalıyım.

Ama ya aldatıyorsa? Bu gülünç duruma, farkında olmadan katlanarak, bilmeden yaşayarak ama üzerime yıkılacak o duvara her gün bir tuğla daha koyarak en sonunda katlanacağım acının büyümesine ben de katkıda bulunmuş olmuyor muyum? Günün birinde öğrendiğimde, o benzinlikte arabaya bindikten sonra keşke sorsaydım, aptalım ben, diyecek miyim kendime? Bir aptal olduğumu, tüm işaretleri görmeme rağmen bunu kabul etmek istemediğimi nasıl itiraf edeceğim kendime?

Aldattığını bildiğimi söylemeliyim ve  mağrur bir komutan edasıyla yenik ama gururumla terketmeliyim bu savaş alanını. Sonra, evimde gözlerim kan çanağı olana kadar, sabahlara kadar, izlediğim saçma sapan televizyon programlarında gördüğüm her karede onu hatırlayarak, üzülerek, hayatımın artık asla eskisi gibi mutlu olmayacağını düşünerek ve bilerek yaşasam da bunu yapmalıyım. Büyük ikramiyeyi kazanan birinin coşkusunu ya da başbakanımızın dünyanın devlerine posta koyduğunu gördüğümde de, gurur ve mutlulukla ağlayabilirim. Hiç sorun değil. Kendi başıma ne istersen yapabilirim ama ona yenilmediğimi söylemeliyim. Yenildiğimi biliyorum ama yenilmediğimi, daha doğrusu aslında ondan zeki olduğumu ve beni asla hak etmediğini ima ederek ona dersini, ağzının payını vermeliyim.

Hayır, hayır! O benim şirin, şeker sevgilim. Beni aldatmaz! Aldattıysa bile benim bir hatam yüzünden anlık bir öfke ile yapmıştır, şimdi o da çok pişmandır da söyleyemiyordur. Söyleyip, benden vazgeçmek, beni kaybetmek istemiyordur. İşte bu yüzden, bu kadar şefkatli, sevecen ve düşünceli olduğu için öyle seviyorum ki onu, yaşlandığımda, saçlarım dökülmüş, derim büzüşmüş ve bacaklarım titreyerek yürürken bile yanımda olmasını istiyorum, elinden tutmak, o ipeksi elinden tutmak ve bir gün, ölürken bana hüzünle bakmasını istiyorum. Son nefesime kadar yanımda olmasını…

Kendi kendimle ne kadar mücadele etsem de, kaybeden bana karşı ben olsam da, onu kaybetmek istemiyorum. İşte sadece bu yüzden olsa bile susmalıyım. Onun tüm bunlardan habersizce beni sevmeye devam edebilmesi için bu konuyu unutmalı ve susmalyım.

Çaresizce sevdiğim için susacağım.

Bir Yorum

  1. benimle aynı endişelere sahip insanların olduğunu bilmek niye içimi rahatlatmadı..


Yorum Yapın

*
*