Gezinimi atla

do not give up.., originally uploaded by lilly.knusprig.

Biraz yürüdükten sonra tekrar karşıma çıktı.

Ne ufuk kaldı aklımda, ne trafik, ne de soğuk. Hiçbir şey olmamış gibi hala gülümsüyor bana. Gözleri, şu ilerideki belediye işçilerinin elindeki çay bardağı gibi buğulu, davetkar; sıcacık. Ona yaklaşmak, konuşurken belli etmeden koklamak istiyorum. Onunla konuştuğumu görenler belki deli derler bana, hiç akıllanmayacak.

Düşündükçe, hatırladıkça içimde birşeyler eriyor, birşeyler birbirine karışıyor. Mazi dedikleri süslü püslü, büyük bir yalancı dostum. Şu vitrinlerdeki yeni sezon kolleksiyonu gibi. Alımlı ve çekici. Güzel montları ve paltolarıyla tatlı bir kışı davet ediyorlar sarı ışıklar altında. Ben o kışların soğuğunu, yağmurunu da bilirim. Hepsini unutup, tatlı bir uyku hissiyle o soğukta donmak isterdim aslında, eğer daha mutlusu mümkün değilse. Unutabilseydim.

Ona sarılmayı ve herşeye baştan başlamayı kabul edebilirdim ve çok da hoşuma giderdi. Demek istiyorum. Denemek istiyorum. İsterdim.

Varlığı yokluğundan daha çok acıtmasaydı.


Ona rastladığımda anlık bir sarsıntı yaşadığımı itiraf etmeliyim. Beklemiyordum, hazırlıksızdım, uzun zamandan beri görüşmemiştik.

Görmezden gelemem. Rastladığıma sevinmiş gibi de yapamam. Sevinmedim, dersem de yalan olur. Zamanı şu anda durdurabilme imkanım olsaydı ya da onunla yaşamak istediklerimi kimse bilmeden yaşayabilsem ve sonra hiçbir şey olmamış gibi yapabilsem çok farklı olmaz mıydı? Kendimi ona sarılmak keyfinden alıkoyacak bir sebep varolmazdı bazı şeyleri görmezden gelebiliyor olsaydık. Kim bilir?

Yaklaşsam, konuşsam onunla; eskilerin günahına boyayacak günümü ve gecemi. Samimiyetsiz bir merhaba bana yakışmaz. Uzaktan selamlasam ayıp olacak. Hayatın durduğu, aklımın donduğu yerdeyim. Beni şimdiden çaresizliğin kollarına itti bile. Belki de aşk dedikleri budur ve ben hala anlamamışımdır.

Gülümsüyor ama acımasızca bakışlarının aynı zamanda acımasız olduğunu biliyorum. Sanki herşey benim hatammış gibi. Sanki artık çok mutluymuş gibi. Sanki ben hiç değilmişim ya da olamayacakmışım gibi. Hayatımız hep bir sanki gibi. Başka bir hayat gibi bir anki. Bakışlarından da gülümsemesinden de korkuyor değilim. Zihnimin bir süredir işlenmemiş topraklarına attığı tohumlardan dolayı tedirginim. Orada büyüyüp, benden beslenip beni devirmesinden korkuyorum. Beni ancak benim aklımla yenebileceğini bildiği için oynuyor aklımla. Buruşturup ütülüyor, itiştirip çekiyor  aklımı. Yerinden oynatıyor.

Aklımı oynatıyor.

just passing by…, originally uploaded by undercover77.

Soğuk havaya aldırmadan yürüyorum. Etrafımda kıpırdanıp duran, sıkışık ya da gevşek trafiğe de aldırmıyorum. Aklım başka yerde, dalgın gibi hatta. Kalabalık ve hareketli bir sokaktan, ufka ulaşmaya çalışır gibi yürüyorum. Ufuk haricinde herşey bulanık; önemsiz. Sanki.

Onu gördüğümden beri hiçbir şeye aldırmıyorum. Aldırmamaya çalışıyor ya da görünüyorum. Onu uzak tutmaya ve başka bir konuya odaklanmaya çalışıyorum. Ufka. Yoksa, düşüncelerim gibi dünya da grinin ya da körlüğün bir başka tonuna bulanacak.

Az önce onu gördüm. Görmemiş gibi yapıyorum ama onun da beni gördüğünü biliyorum. Gözlerini benden ayırmıyor, bir yandan gülümserken. İçimde; gözlerimden karnıma, içime içime sıcak nehirler akıyor. Durmadan yürüyorum, durmadan bakıyor. Bir an durup ona dönmeyi; gülümseyerek, kararlı ama yumuşak adımlarla ona yürümeyi ve sarılmayı düşünüyorum. O telaşlı ama amaçsız hayatımda bir an durup, tüm yaşadıklarımızı ve kendimi inkar edercesine ona tekrar sarılmayı istiyorum. Bir an durup.

Kalbim durup.

Durup.

Durup durup. Atıyor.

 

Arabada oturuyor.

Uzakta değil, yanımda oturuyor. Etrafımdan geçen arabalara aldırmadan, kızmadan ve aslında farketmeden ilerliyorum. Aklım yolda değil, yolunda değil. Sağ koltukta.

Bir tutam ayırmış saçlarından, onu örüyor ince ince. Gözleri bazen yolda, bazen saçının ucunda. Söyleyeceklerim hep dilimin ucunda.
Sol kolunu kafasının üzerinden atıp emniyet kemerini tutuyor. Durgun ama rahat bir hali var, düşünmeden hareket ediyor. Düşüncesizce değil ama, içinden geldiği gibi. Bir karar verdiği belli. Bu, dondurma yemek istediği de olabilir, benimle görüşmek istemediği de. Şöyle bir gülümser gibi oluyor, sonra bana bakıp göz kırpıyor.

Bana göz kırpmasını seviyorum. Nesini sevmiyorum ki zaten? Yarı baygın yanımda uyuyor olsa bile gecenin karanlığında ona hikayeler anlatıyorum ben ve çiğ çiğ yiyebilirim onu. Öfkeden değil; yanımda oturması, kokusu, onu öpmek ya da sevişmek yetmiyor. Özümde istiyorum. Çaresizce belki de.

Bilmiyor bunları. Ben de onun bildiğini bilmiyorum, neye karar verdiğini.

O anlatmaya başlayana kadar kokusunun beni taşıdığı diyarlardaki gezintime devam edeceğim. Orada yalnızlık bile ışıldıyor.

Ama şimdi susmalıyım.

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.